2/10/2009 - ÇOCUKLAR ARASINDAKİ FARKLAR
ÇOCUKLAR ARASINDAKİ FARKLAR |
FETHULLAH'IN ÇOCUKLARI
| İKİNCİ CUMHURİYETÇİLERİN COCUKLARI | MUSTAFA KEMAL'İN ÇOCUKLARIAFA KEMAL'İN ÇOCUKL
| PENSİLVANYA'DAN EMİR ALIR | WASHİNGTON'DAN VE BRÜKSEL'DEN EMİR ALIR | EMİR ALMAZ, DÜŞÜNÜR | YÖNÜ DOĞUYA DOĞRUDUR | YÖNÜ PARAYA DOĞRUDUR | YÖNÜ MUASIR MEDENİYET SEVİYESİNE DOĞRUDUR | LAİKLİKTEN KORKAR | LAİKLİĞİ BİLMEZ | LAİKLİĞE BAĞLIDIR | ARAPLARA ÖZENİR | AVRUPALIYA ÖZENİR | KİMSEYE ÖZENMEZ, KENDİ İNSANINI SEVER | FEHMİ KORU, M. TÜRKÖNE N. ILICAK OKUR | ALTAN KARDEŞLERİ OKUR | BALBAY, ÖZDİL, COŞKUN OKUR. Ama Kendi muhakemesini kendi yapar. | SİNSİDİR | YALAKADIR | DÜRÜSTTÜR | ÜMMETÇİLİĞE İNANIR | KÜRESELLEŞMEYE İNANIR | ULUS DEVLETE İNANIR | FAİZSİZ BANKALARI KULLANIR | YABANCI ORTAKLI BANKALARI KULLANIR | KAMU BANKALARI VE YABANCI ORTAĞI OLMAYAN BANKALARI KULLANIR | TARİKATÇILIK ESASTIR | KARAKTERSİZLİK ESASTIR | LİYAKAT ESASTIR | TÜRBANA DİNİN TEMELİ OLARAK BAKAR | TÜRBANA RANT KAPISI OLARAK BAKAR | TÜRBANA BİREYSEL ÖZGÜRLÜK OLARAK BAKAR | CUMHURİYETİN ALTINI OYMAYA ÇALIŞIR | CUMHURİYETİ SATMAYA ÇALIŞIR | CUMHURİYETİ ÇOCUKLARININ EMANETİ OLARAK GÖRÜR | DEMOKRASİ BİR ARAÇDIR | DEMOKRASİ BAŞI SIKIŞINCA KAÇACAĞI BİR LİMANDIR | DEMOKRASİ BİR AMAÇDIR | AB SAYESİNDE KENDİ KADROLAŞMASINI VE İCRAATLARINI ÖRTER | AB SAYESİNDE TOPLUM DEĞERLERİNİ YERLE BİR EDER | AB SAYESİNDE BİREYSEL ÖZGÜRLÜKLERİN PEŞİNDEN KOŞAR | KIBRIS GEREKSİZ BİR KARA PARÇASIDIR | KIBRIS GEREĞİNDE PARAYA ÇEVRİLECEK BİR MALDIR | KIBRIS ŞEHİT KANLARI İLE SULANMIŞ BİR VATAN PARÇASIDIR | İKİLİ OYNAR | İKİLİ, ÜÇLÜ, BEŞLİ, NASIL İŞİNE GELİRSE OYNAR | SÖYLEDİĞİNİN VE YAPTIĞININ ARKASINDADIR | ARAPÇA KONUŞMAYA ÇALIŞIR | AMERİKAN AKSANI İLE İNGİLİZCE KONUŞUR | TÜRKÇE KONUŞUR | DEVRİMLERLE TRAVMAYA UĞRAMIŞTIR | DÖNEKLİKTEN BAŞI DÖNMÜŞ, TRAVMAYA UĞRAMIŞTIR | BU ÜLKEYİ PARÇALAMAYA ÇALIŞANLARI GÖRDÜKÇE TRAVMAYA UĞRAR, Eliyle diliyle müdahale eder | YEŞİL BAYRAK PEŞİNDE KOŞAR | YEŞİL DOLARLAR PEŞİNDE KOŞAR | KANKIRMIZI BAYRAĞIMIZ İÇİN YAŞAR |
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/5/2009 - Aslında çok şeydir, Türk olmak.

Aslında çok şeydir, Türk olmak. Türk olmak, Osmanlı’nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi. Kosova’da ve Bosna’da, Batı Trakya’da ve Makedonya’da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir. Türk olmak Kıbrıs’ta, Hocalı’da, Anadolu’da ve Balkanlar’da soykırıma uğrayıp karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.
Türk olmak faşist olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığınca. Türk olmak demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sövdüğünde. Türk olmak lisanının Avrupa’da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır. Avrupa’da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir çok asır önce Viyana’yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir tabii ki sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana’yı yakmadığın için. Türk olmak Selanik’te Pontus Anıtı’nın, Viyana’da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta’da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir. Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir. Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır. Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icad edildiği her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir. Türk olmak; Troya’dan bu yana, Sümer’den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır. Doğu Roma’yı da Batı Roma’yı da yıkıp, yeni Roma olan AB’ye girmeye çalışmaktır Türk olmak. Türk olmak, Mostar’da köprüdür, Kerkük’te kaledir, İstanbul’da Kızkulesi’dir, Anadolu’da buğdaydır, Çukurova’da pamuktur, Ege’de tütün, Karadeniz’de fındık, Trakya’da ayçiçeğidir. Türk olmak Çanakkale’de ölmektir. Çanakkale’de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır. Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlından helallik almaktır. Sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır. Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir. Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır. Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır. Türk olmak, harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile, paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır. Türk olmak askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek. Türk olmak, annenin şehit oğlunun ardından ‘bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim’ demesidir. Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken ‘vatan sağ olsun’ demesidir. Türk olmak ‘Türk çayında radyasyon olmaz’ yalanları ile, ‘gusül abdesti alana aids bulaşmaz’ dolanları ile yaşamaktır. Her hükümetin enkaz devraldığı, ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır. Türk olmak, ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir. Aynı nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır. Göz hakkına, diş kirasına saygıdır. Türk olmak. Evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine vermektir. Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak. Türk olmak, milli maçta ağlamaktır. Ayhan Işık’a, Belgin Doruk’a aşık olmaktır. Türk olmak, aşkını ölesiye sevmektir. Aşkı için ölmektir, öldürmektir. Sevdiceğinin elini bir tez tutamadan, toprağa girmektir. En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir. Eşkıyaya türkü yakmaktır, Türk olmak. Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak. Türk olmak Yunus’u bilmektir, Aşık Veysel’i sevmektir. Mevlana’yı, Hacı Bektaş-ı Veli’yi ve Hoca Yesevî -tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır. Türk olmak, saz çaldığında, ney üflendiğinde, kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında, yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü’nde… Hayatın sana verdiklerine ‘nasip’, vermediklerine ‘kısmet’ demektir. Her işin ‘hayırlısına’ inanmaktır ve ‘feleğe’ küfretmektir ve ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir. Türk olmak, Asya’da batılı, Avrupa’da doğulu diye tepki görmektir. Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı Yaradandan ötürü sevmektir. Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir. T Türk olmak, mahalle maçı için aynı saatte, on kişi buluşamazken, milyon kişinin bir araya gelmesidir. Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir. Türk olmak, buhran zamanında Arjantin’de de mağazalar yağmalanırken, daha ağır buhranda sorumlusuna en ağır cezayı tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir. Türk olmak en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir. Zor iştir Türk olmak. Türk olmak Anadolu’da her düşen yağmur damlasına hamdetmek, her çıkan başak için şükretmektir. Türk olmak, medeniyetler mezarlığı Anadolu’da dik durabilmektir.
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
18/5/2009 - Karapınarlılar Günü etkinliklerle kutlandı
 Karapınarlılar Günü etkinliklerle kutlandı 17 Mayıs 2009 Pazar 20:25
Karapınar Belediyesi tarafından düzenlenen ''5. Karapınarlılar Günü'' 100. Yıl Atatürk Parkı'nda yapıldı.
Ankara, İstanbul, Konya ve diğer şehirlerde yaşayan çok sayıda Karapınarlı'nın iştirak ettiği programa Maliye Bakanlığı Strateji Başkanı Ahmet Kesik, Gümrük Müsteşarlığı Personel Daire Başkanı Ceyhan Yalçın, Enerji Piyasası Denetleme Kurulu (EPEK) Grup Başkanı Taner Mutlu da katıldı. Karapınar Belediye Başkanı Mehmet Mugayıtoğlu, bu etkinliği düzenlemekteki amaçlarının Karapınarlılar'ın kaynaşması olduğunu belirterek, bu geleneği devam ettireceklerini ifade etti.  Karapınar Belediyesi tarafından beşincisi düzenlenen “Karapınarlılar Günü” 100.Yıl Atatürk parkında gerçekleştirildi. Karapınarlıları buluşturan önemli organizasyonda birlik ve beraberlik mesajları verildi. Ankara, İstanbul, Konya ve diğer şehirlerde yaşayan çok sayıda Karapınarlı’nın katıldığı konuklar arasında ilçe adına gelecek ile ilgili fikir alışverişleri yapıldı. Beşincisi yapılan ve gelenekselleşen Karapınarlılar gününe, İlçe Kaymakamımız Osman Beyazıldız ile bürokratlarımız Maliye Bakanlığı Strateji Başkanı Ahmet Kesik, Gümrük Müsteşarlığı Personel Daire Başkanı Ceyhan Yalçın, Enerji Piyasası Denetleme Kurulu(EPEK) Grup başkanı Taner Mutlu, Konya Valiliği Basın İl Müdürü Ahmet Gülbahar, Konya Karapınarlılar Derneği başkanı Mustafa Nazım Mete,sivil toplum kuruluş başkanları katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda 75 yıl İlköğretim Okulu tarafından kolbastı folklor gösterileri yapıldı. Yerel sanatçılar Konya türküleri ile davetlilere neşeli dakikalar yaşattı. Karapınarlılar Günü’nün açılış konuşmasını yapan Belediye Başkanı Mehmet Mugayıtoğlu “Birlik ve beraberliğimizi gösterdiğimiz bu anlamlı günde sergilenen güzel tablo, bizleri gelecek için umutlandırıyor. Tarihi ve doğal dokusu ile özel bir yere sahip olan Karapınar, bunların yanı sıra birbirine olan muhabbetiyle hiçbir yerde görülmeyen sevgi bağı ile birbirine kenetlenmiştir. Bu tür faaliyetimizin amacı da Karapınarlılar arasındaki kaynaşmayı sağlamak ve gelecek için neler yapabiliriz sorularına cevap bulmaktı. Önümüzdeki yıllarda da bu tür etkinliklerimiz devam edecektir” dedi. Karapınar Kaymakamı Osman Beyazyıldız ise, “Karapınar, kendini yenilemey çalışan ve yenileyen bir yerleşim merkezidir. Özellikle sağlık ve eğitim alnında çok daha güzel günler ilçemizi bekliyor. Bürokratları her geçen gün çoğalan bu ilçe, yakın bir gelecekte çok daha modern bir görüntüye sahip olacaktır” dedi. Maliye Bakanlığı Strateji Başkanı Ahmet Kesik ise “Dünya gelişiyor ve Karapınar’da artık bu gelişime ayak uydurmaya çalışıyor. Karapınar hızlı bir gelişim sürecine girmiştir. Karapınar insanındaki özellik Anadolu insanının en iyi şekilde temsil ediyor. Yüreğindeki hoşgörü,sevgi ve dayanışma bir çok yerde göremeyeceğimiz değerler. İşte onun için Karapınar’ın gelişmeye ve ilerlemeyi hak ediyor. Yetiştireceği bürokratlar ile sorununun çözümünde başarıya ulaşacakları kanısındayım. Bu topraklar doğmanın ve yetişmenin sorumlulukları yerine getirmenin çabası içerisindeyiz. Her alanda Karapınarlı’ya sahip çıkan Karapınar insanının, eğitime her zamankinden fazla ihtiyacı var. Çünkü gün gelecek bizim dönemimiz de sona erecek. Bu güzel topraklara hizmet etmek bizi mutlu kılıyor” şeklinde konuştu. Programa Karapınar kaymakamı Osman Beyazyıldız ile çok sayıda Karapınarlı katıldı.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
13/5/2009 - VATAN UMURUNUZDA DEĞİLSE SİLİN ATIN.
VATAN UMURUNUZDA DEĞİLSE SİLİN ATIN.
Aramızda böyle insanlar çokkk halen var ....yakınınızdadır dikkatli olun
Ya hu… biz ne kadar da özel(LEŞTİRİL)mişiz
Türk Telekom, Arap'ın.
Telsim İngiliz'in.
Kuşadası Limanı İsrailli'nin.
İzmir Limanı Hong Konglu'nun..
Araç muayene işi Alman'ın.
Başak Sigorta Fransız'ın.
Adabank Kuveytli'nin.
İETT Garajı Dubaili'nin.
Avea Lübnanlı'nın.
Petkim? Ermeni'nin. (Kazak'a sattık, dediler. Kazağı bi çıkardık... Ermeni...)
Rakı , Amerikalı'nın.
Finansbank Yunanlı'nın...
Oyakbank Hollandalı'nın.
Denizbank Belçikalı'nın.
Türkiye Finans Kuveytli'nin.
TEB Fransız'ın.
Cbank İsrailli'nin.
MNG Bank Lübnanlı'nın.
Alternatif Bank Yunanlı'nın.
Dışbank Hollandalı'nın.
Şekerbank Kazak'ın.
Yapı Kredi'nin yarısı İtalyan'ın.
Turkcell'in yarısı Finli'nin Rus'un.
Beymen'in yarısı Amerikalı'nın.
Enerjisa'nın yarısı Avusturyalı'nı n.
Garanti'nin yarısı Amerikalı'nın.
Eczacıbaşı İlaç, Çek'in.
İzocam, Fransız'ın.
TGRT(Fox) Amerikalı'nın.
Demirdöküm Alman'ın.
Döktaş Fransız'ın.
Süper FM Kanadalı'nın.
Hepsi TÜRKtü.
Sadece 4.5 yıl önce.
Çok önemli....
ASIL DEGERİ 9 (DOKUZ) TRİLYON DOLAR DİKKAT 9 MİLYAR VEYA
9 MİLYON DEĞİL 9 TRİLYON DOLAR...
ABD SADECE 40 KIRK MİLYON DOLARA KAPATACAK.
YAZIKLAR OLSUN....
KAPTIRANA, VERENE SUSUP SEYREDENE....
ALTI USTU BIR MAIL GONDERMEKLE
BU İŞ OLMAZ DİYE DÜŞÜNMEYİN LÜTFEN.
VATANINI SEVEN HERKESE GÖNDERELİM, HEPİNİZİN BİLDİĞİ GİBİ ETİBANK ÖZELLESTİRİLECEK..
(VE ALICISI AMERIKA :-) VE BOR İŞLETMELERİ ETIBANK BÜNYESİNDE. KONULAN FİYAT ;
40 MİLYON $.
LÜTFEN BİR DAHA OKUYUN VE LÜTFEN HERKESE İLETİN... YASADIĞIN DÜNYAYI SORGULAYAMIYORSAN, BARI ÜLKENİ SORGULA.....
Önemli! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! .
Borla çalışan araba üretildi, Türkiye kıskaçta. Arabayı bor madeniyle
çalıştıracak patentli 600 proje olduğu ortaya çıktı. Türkiye, dünya
rezervinin yüzde 70`ine sahip ve uluslararası teröristler Türkiye uyanmadan
bu kaynağı ele geçirmeyi planlıyor.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/4/2009 - BİR KERE YÜKSELEN BAYRAK BİR DAHA İNMEZ!
Tarihteki ilk Türk Cumhuriyeti olan Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mehmet Emin Resulzâde 31 Ocak 1884’te Bakü’de doğdu. Babası Hacı Molla Ali-ekber annesi Ziynet hanımdır. İlk tahsilini ailesinden alan Mehmet Emin RESULZADE Bakü Teknik okulunda okuduğu yıllarda, içinde olan yetenekle gazetecilik hayatına başladı. Mesleki deneyimlerini Bakü, Tahran ve İstanbul üçgeninde geliştirdi. İlk yazısı Tiflis’de Mehmet ağa Şahtahtlı’nın Şark-ı Rus adlı gazetesinde yayınlandı. Daha sonra Hayat gazetesi, Fiyuzat dergisi, İrşat, Terekki adlı gazetelerde yazılarını yayınlarken aynı yıllarda Tekamül, Yoldaş ve yine 1905 yılında haftalık olarak Tahran’da yayınlanan ilk demokrat gazete olan Yeni İran’da, 1915-17 yıllarında İstanbul’da yayınlanan Yeni Kafkasya, 1923-28 Azeri-Türk, Odlu Yurt, 1928 ve 39 yıllarında Berlin’de yayınlanan Kurtuluş adlı milli Azerbaycan hareketini ikinci defa yönlendiren yayınlarda kalemi ile mücadele verdi.Onda yerleşik olan hürriyet ve istiklal aşkı ‘ İnsanlara Hürriyet, Milletlere İstiklal’’ sloganı ile taçlanacaktır.
1903’ten itibaren Azerbaycan’da Şefa, Necat, Eedeb Yurdu, Cemiyeti Harbiye gibi milli cemiyetlerde çalışan RESULZADE 1905’te Azerbaycan gençlik hareketlerinin önderi olarak çarlık yönetimine karşı meşrutiyet hareketlerinde görülmektedir.Bakü’de bulunan Rus Sefaretinin baskısı üzerine ülke dışına çıkarılarak İstanbul’a gönderilmiştir. Burada Türk Ocaklarının kuruluş çalışmaları içinde yer alırken Türk Yurdu adlı dergide ateşli yazıları ile dikkat çekti.RESULZADE 1913’te Rusya’da ilan edilen genel af üzerine Bakü’ye dönerek yayın hayatına burada devam etmiştir. Yazılarında siyasal çalışmalara dikkat çekerken ön plana çıkan RESULZADE artık bir fikir ve siyaset adamı olarak örgütlenmek amacındadır. Yakın çevresiyle birlikte 1917’de milli Azerbaycan hareketini yönlendirecek olan MUSAVAT HALK PARTİSİ’nin ilk kurultayında oy birliği ile genel başkanlığa seçilecektir.Mehmet Emin RESULZADE artık lider kişiliği ile siyaset sahnesindedir. Rusya Müslümanları Kongrelerine tam yetkiyle katılırken Kafkasya Seyimi’ne katılarak burada çok aktif görevler almıştır. Siyasal ortamın bulanıklığı onun millileşme yolundaki çabalarını hızlandırmış, Kafkasya’nın Çarlık Rusya’sından ayrılması ve Azerbaycan Cumhuriyetinin kurulması yolunda ısrarlı isteklerini sürdürmüştür.
Mehmet Emin RESULZADE’ deki liderlik vasfının en önemli dinamiği onun bir istiklal mücadelecisi olarak sonunda bağımsız bir devlet kuruculuğu ile taçlanırken Azerbaycan tarihin deki önemli yerini alacaktır. Artık 28 Mayıs 1918’te Azerbaycan’ın bağımsız bir cumhuriyet olarak varlığını ilan eden Milli Şuranın başında Mehmet Emin RESULZADE vardır. Milli Şurayı teşkil eden partiler tarafından kurulan Koalisyon Blokuna da başkanlık etmektedir. Genç Azerbaycan Cumhuriyeti 21 aylık iktidarı sırasında batılı büyük devletler tarafından da tanınmıştır. Bu dönemde 12 Ocak 1920’de yapılan Paris Konferansına katılan heyetde Ali Merdan TOPÇUBAŞI, Ahmet AĞAOĞLU, Ali Bey HÜSEYİNZADE gibi şahsiyetler vardır. Heyet, ABD başkanı Vilson’un desteğini de almıştır. Azerbaycan’ın çarlık Rusya’sı içinde kalması yolundaki İngiliz delegesi Loyd GEORGE’nın girişimlerine karşılık Azerbaycan’la birlikte Gürcistan’ın da kendi sınırlarını korumaları yolunda milli güç oluşturmaları için alınan kararlar, Azerbaycan’ın bağımsızlığını tescil etmiştir. Alınan karar, önce İngiltere ve Fransa, daha sonra da Japonya ve İtalya tarafından kabul edilmiştir. O ABD bu kararın, Rusya’nın dağılması anlamına geleceğini öne sürmüş, ancak 12 Ocak 1921’de Azerbaycan Cumhuriyetinin bağımsızlığı ilan edilmiştir.
Mehmet Emin RESULZADE’nin başlattığı Hürriyet ve istiklal mücadelesi sonuçta Azerbaycan halkını layık olduğu siyasal kimliğine kavuşturmuş ve onun önderliğinde gelinen bu noktada milli ordunun teşekkül etmesinin de temeli atılmıştır. Devletin yapılanması sürecinde Polis ve jandarma teşkilatının kurulmasını Anayasada belirtilen şekli ile devletin resmi dilinin Türkçe olarak kabulü ve milli üniversitelerin kurulması izlemiştir. Türkiye’den getirilen öğretim üyeleri eğitim alanında önemli adımlar atmış, tarım alanında gelişmeler için toprak reformu kanunu, ayrıca belediye ve vilayet meclisleri kanunları hazırlanmıştır. Yapılan iktisadi atılımlar için de Köy Kredi Bankası Alyat – Culfa demir yolu hattı, Gürcistan’la savunma, İran’la kardeşlik anlaşmaları yapılmıştır. Türkistan’da başkonsolosluk, İstanbul’da Büyük Elçilik açılmıştır. Azerbaycan’ın istiklalini temsil eden üç renkli milli bayrağın kabulü ve onun remzi olan Çağdaşlaşmak, Türkleşmek ve İslamlaşmak yolunda ilerlerken 21 Nisan 1921’de Azerbaycan’ın başkenti Bakü, Sovyet ordusunun işgaline uğrayarak Hürriyeti elinden alınmıştır.
Mehmet Emin RESULZADE’nin Fikir ve Siyaset adamı olarak 1903’te başlattığı mücadele Çeka hapishanelerindeki 17 yıllık süre ile ömrünü tamamlayacaktır. Dönemin Sovyet lideri Stalin tarafından alınarak Moskova’ya götürülen RESULZADE göz altında tutulmuş, 1922’de İşgalci yönetim tarafından Fin Körfezi üzerinden yola çıkarak Finlandiya’ya sığınmıştır. Daha sonra Avrupa üzerinden İstanbul’a gelen RESULZADE İstanbul’da 1917 yılında başlattığı Hürriyet hareketlerine 1922’de devam etmiştir. Çalışmalarını Milli Merkez teşekkülü ile yoğunlaşırken o günlerde Türkiye’de ki siyasal gelişmeler nedeniyle faaliyetlerini sürdürmek üzere Avrupa’ya geçer. RESULZADE Almanya’da Promete Derneği adıyla Rus mahkumu milletlerin faaliyetlerine katılır. Kafkasya Konfederasyon paktını inceleyerek çeşitli dergi ve gazetelerde yazdığı yazılarla milli mücadele yolunda yürümeye devam eder. 1947 yılında Türkiye’ye dönen RESULZADE yaşamının sonuna kadar Ankara’da bulunur. Genellikle Kültürel ve sosyal alanlarda konferans çalışmalarıyla düşüncelerini aktarırken Azerbaycan’ın yeniden istiklale kavuşması yolunda önemli bir faaliyet merkezi olacak, Azerbaycan Kültür Derneği’nin kurulmasını gerekli görerek 1949 yılında bu kutsal ocağın çalışmalarına ivme kazandırır. Onun başlattığı mücadele ateşi Azerbaycan için daima bir ışık olmuştur. Bugün Azerbaycan Türkleri onun bayraklaşan ilkeleri ile yollarına devam etmektedir.
Önder Mehmet Emin RESULZADE’nin siyasal yaşamında fikirlerini gelecek nesillere devri ederken bıraktığı eserlerinin isimleri :
· Azerbaycan Cumhuriyeti, Keyfiyeti Teşekkülü ve Şimdiki vaziyeti · Asrımızın Siyavuşu · İhtilalcı Sosyalizmin İflası ve Demokrasinin Geleceği · Milliyet ve Bolşevizm · Rusya’da Siyasi Vaziyet · İstiklal Mefkuresi ve Gençlik · Panturanizm ve Kafkasya Problemi · Çağdaş Azerbaycan Edebiyatı · Azerbaycan Şairi Genceli Nizami · Azerbaycan Kültür Gelenekleri · Çağdaş Azerbaycan Tarihi · Milli Tesanüt · Siyasi ve İlmi Makaleler
M.Emin RESULZADE diyor ki :
Milli Kültürün esasına dayanması ve milli demokratik Türk devletçiliği temeli üzerine kurulması itibariyle Azerbaycan, ilk Türk Devleti ve ilk Müslüman Türk Cumhuriyetidir.Yıkıcı ve çökertici enternasyonalist ve kozmopolit fikirlerin önüne ancak milli bünyeyi kuvvetlendirmek ve sağlamlaştırmak suretiyle geçilebilir. Milletçilik fikri, en tabii, en medeni ve en ileri bir fikirdir. İlim ve kültürün gelişmesini ve yayılmasını engellemek şöyle dursun, bu gelişme ve yayılmanın en müessir ve en kuvvetli bir amilidir. Hem de insanlık kültürünün en tabii en normal inkişaf yoludur. Ey Gençlik! Senin uhdende Büyük bir vazife var: Senden evvelki nesil yoktan bir bayrak, mukaddes bir ideal remzi yarattı. Onu bin müşkülatla yücelterek dedi ki: Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez!
Elbette ki, sen onun ümidini kırmayacak, bu gün parlamento binası üzerinden Azerilerin yanık yüreklerine inmiş bu bayrağı tekrar o bina üzerine dikecek ve bu yolda ya gazi veya şehit olacaksın!
Mehmet Emin RESULZADE ATATÜRK için diyor ki: “Ne İngiliz himayesi, ne Amerika mandası altında değil, o kurtuluşu yalnız hakimiyeti milliyeye müstenid, bilakayduşart müstakil bir Türk devleti tesis etmekte görmüştü. Onun dileği : ‘Ya ölüm, Ya istiklal‘ idi. Anadolu’ya o bu dilekle geçti, efsanevi İstiklal Harbini başaran baş kahraman, Çanakkale zaferi üzerine, Sakarya ve Dumlupınar gibi zafer taçlarıyla bezendi. Tarihin üç büyük imparatorluğunu dizleri altına alarak istedikleri gibi parçalayan galipler, bir avuç Anadolu mücahitleri karşısında ricate mecbur kaldılar! “Başındaki kumandanı kaçmadıkça, Türk neferi hiç bir zaman kaçmaz” diyen büyük kumandanın sözü doğru çıktı. Ölüm beratı sevr yırtıldı, istiklal vesikası “Lozan” yazıldı. Atatürk, bir milletin halasını yalnız kendisindeki kuvvetten beklemiştir. Bu fikir, onun gençliğe hitabında bilhassa belirtilmiştir. Muazzam eserinin müdafaasını emanet ettiği Türk Gençliğine “ Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” diyen ATATÜRK’ün Türk köylüsü ile neferi hakkındaki samimi fikirleri, malumdur. Ona göre, “Memleketin yegane efendisi köylüdür!” , Ne mutlu Türküm diyene! Bu en çok tekrarladığı bir şiardır.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/3/2009 - Kürşat Kimdir? Ne Yapmıştır?
Kürşad; 621 senesinde Çinli eşi İ-çing Katun tarafından zehirlenerek öldürülen Doğu Göktürk Devleti kağanı Çuluk Kağan’ın küçük oğludur. Çuluk Kağan’ın ölümünden sonra kardeşi Bağatur Şad, Kara Kağan adını alarak hükümdar oldu ve ağabeyinin Çinli eşi ile evlenerek Ötüken’deki Türkler arasında huzursuzluğa yol açtı…
Bir tarafta Çinliler, diğer yanda da Sırtarduş Bayurku, Dokuz Oğuz, Uygur gibi Türk boylarının Göktürklere başkaldırıp savaşmaları ve ayrıca İ-çing Katun’un Ötüken’de esir durumda yaşayan Çinli azınlığa destek çıkarak bunların zenginleşmesini sağlaması sayesinde giderek zayıflayan ve kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan Türkler, 629 senesinde Çinlilerle yaptıkları savaşta tuzağa düşerek yenilince Doğu Göktürk Devleti yıkıldı.
Başta Kara Kağan ve Kürşad olmak üzere binlerce Göktürk Çinlilere esir düşerek Çin’in başkenti Siganfu’ya götürüldüler ve orada kendilerine tahsis edilen bölgede yaşamaya mecbur edildiler.
Türkleri asimile edebilmek amacıyla Göktürk soylularını hassa ordusunda subay olarak görevlendiren Çinlilerin bu taktiği bir işe yaramamış, Türkler bağımsızlıklarına kavuşup yeniden devlet kurmak amacıyla fırsat kollamaya başlamışlardır. Kürşad da Çin hükümdarının ordusunda subay durumundadır fakat kılıcını milletinin özgürlüğü için çekeceği günü beklemektedir.
Esaretin beşinci yılında Kara Kağan kahrından ölür. Esaretin onuncu yılında, yani 639 senesinde, Bozkurt soyunun en büyüğü konumundaki Kürşad durumun iyice kötüye gittiğini görerek kırk çerisi ile birlikte ihtilal yapmaya karar verir.
Geceleri kılık değiştirerek Siganfu sokaklarında tek başına dolaşma adeti olan Çin hükümdarı Tay-tsung’u yakalayarak rehin almaya ve bu sayede Çin sarayına girerek orada bulunan Kürşad’ın ağabeyinin oğlu Urku Tigin’i kurtarıp, toplayabildikleri kadar Türk ile birlikte Ötüken’e giderek tekrar devlet kurmaya, Urku Tigin’i de kağan ilan etmeye karar verirler. Bu uğraşta başarılı olurlarsa budun kurtulacak, başaramazlarsa da dökülecek kanları geride kalanlara ödevlerini hatırlatacaktır.
Fakat ihtilal için harekete geçtikleri gece sağanak halinde yağan yağmur yüzünden Çin hükümdarı sarayından dışarı çıkmaz. İhtilali ertelemenin sakıncalı olacağını düşünen Kürşad, kırk çerisiyle birlikte Çin sarayına yürür, amacı sarayı basarak hükümdarı esir almaktır. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun altında yüce dileğe doğru yürüyen kırkbir Türk yiğidi sarayın kapısına vardıkları anda cenk başlar. Yüzlerce Çinli askeri öldürürler ama binlercesi üzerlerine saldırmaya devam eder. Göktürklerin bir kısmı sarayın içinde savaşırken şehit olur, sağ kalanlar ise Kür Şad’ın önderliğinde saraydan çıkarak Vey ırmağına doğru ilerlerler, niyetleri ırmağı geçerek Ötüken’e doğru at koşturmaktır. Ama sağanak halinde yağan yağmur yüzünden yükselen sular köprüyü sürükleyip götürdüğü için karşıya geçemezler ve peşlerinden gelen Çin ordusu ile son kez cenke tutuşurlar. Binlerce Çinli askere karşı savaşan bir avuç Türk yiğidi peş peşe uçmağa varırlar. Sadece Kürşad sağ kalmıştır, tek başına Çin hükümdarlığına karşı savaşmaktadır. En sonunda O da şehit olur fakat elinde kılıcıyla atının üzerinde durmaktadır, öldüğü halde yere düşmemiştir… Kürşad ölmüş fakat yenilmemiştir… Kürşad ve kırk çerisinin yaptıkları ihtilalden sonra korkuya kapılan Çinliler, Siganfu’daki bütün esir Göktürkleri mecburen serbest bırakırlar. Göktürkler kırküç yıl boyunca dağınık bir şekilde yaşarlar, bazı Göktürk soyluları yeniden devlet kurma girişiminde bulunsalar dahi başarılı olamazlar… Fakat 682 senesinde Bozkurt başlı sancak tekrar kaldırılır ve Kutluk Şad (İlteriş Kağan) ile Bilge Tonyukuk İkinci Göktürk Devleti’ni kurarlar…
ÜSTTE MAVİ GÖK ÇÖKMEDİKÇE,
ALTTA YAĞIZ YER DELİNMEDİKÇE,
SENİN İLİNİ VE TÖRENİ, KİM BOZABİLİR ?
EY TÜRK ! TİTRE VE KENDİNE DÖN !
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/3/2009 - TÜRK ORDUSU
“Ordumuz; Türk Birliğinin, Türk Kudret ve Kabiliyetinin, Türk Vatanseverliğinin Çelikleşmiş Bir İfadesidir” ATATÜRK
Türkler de siyasi hayat, Orduyla birlikte doğmuş ve gelişmiştir. Ordu -Millet bütünlüğü Tarihimizin her döneminde değişmeyen bir gerçektir. Türk Devletinin siyaset hayatında Silahlı Kuvvetler her zaman en önemli faktör olmuştur.
Türk Devletlerinin yok edilmesi için, tarihin her döneminde düşman ülkeler Türk Ordusunu zayıf hale getirtmek için gayretler göstermiştir. Buna yakın tarihimizden bir örnek vermek gerekirse ;
Osmanlı Devletinin, 1.Dünya Savaşına girmesinin en büyük nedeni olarak 10 Ağustos 1914 tarihinde 2 Alman savaş gemisini (Göeben ve Breslau) boğazlardan geçirtilmesi gösterilir. Ancak bu gerçeğin çok önemli ve haklı bir nedeni vardır. İşte bu haklılığımız her ne hikmetse Türk Gençliğine anlatılmaz !
Türkler ateşe atıldıklarını bile bile neden iki Alman gemisine geçiş izni veriyordu? 1914’ün Dünya Tarihinde çok önemli rolü olan bu olayı için bir anda kesin karar verilmişti. Ama, Almanlara bir çırpıda “Evet” hazırlayan ortam yıllara dayanıyordu. Osmanlı Devleti zayıf düşmüşlüğü içinde yıllar boyu gelişmiş ülkeler arasından bir dost aramıştı kendisine…
Başta İngilizler Osmanlı Devletine “Hangi konuda olursa olsun antlaşma yapmaya değmez bir Ülke” gözüyle bakıyorlardı. Diğerleri de öyle… Balkan savaşlarında toprak ve itibar kaybeden Osmanlı, tekrar güçlenmek istiyordu. Yunanlıların deniz gücüne karşı Ege’de dengeyi sağlamak için, Brezilya’dan eski bir savaş gemisi alındı. Bunun üzerine bugünkü stratejik ortağımız (!) ABD, Yunanistan’a “İdaho ve Mississipi” adında 2 savaş gemisini hibe etti. ABD nin amacı “Türklerin güçlenmesini engellemek. Eğer Türkler güçleniyorsa, Türklerin sınır düşmanlarını daha da güçlendirmektir”
Osmanlı Devleti bu hibeye itiraz etti… Güç dengesi artık Yunanlılardan yanaydı. Ancak Osmanlı Devleti için başka bir umut daha vardı… İngiltere’ye yapımı için siparişi verilen iki modern savaş gemisinin “Sultan Osman ve Reşadiye” idi… Bu iki savaş gemisinin de yapımı 1914 yılı itibarı ile bitmek üzereydi… Bu iki savaş gemisinin de yaptırılabilmesi için fakir Türk Halkından para toplanmıştı. Tam 7.5 milyon İngiliz lirası bir araya getirilmiş ve peşin olarak İngiltere’ye ödenmişti…
1914 Mayıs’ında 500 Türk denizcisi, yapımı biten “Sultan Osman” gemisini teslim almaya gider. İngilizler gemilerin Türklere verilmesini istemiyordu. Osmanlı’yı sürekli oyalıyordu… Temmuz ayına kadar oyaladılar.Artık diğer gemi “Reşadiye” nin yapımı da tamamlanmıştı. İngiltere Denizcilik Bakanı Winston Churchill gemilere el konulmasını emretti. Gemileri teslim almak için bekleyen Türk Komutanı üzerinde bu emir şok etkisi yaptı. Türk Kaptan gemilere Türk Bayrağı çekip getirmek için, gemilerin bulunduğu tersane limanlarına giderler… Bu durum Churchill’e bildirilir. Churchill, 500 Türk Askerinin bu girişimine hayret eder… Vatanından binlerce kilometre uzakta 500 Türk Askeri, parası ödenmiş gemilerine el konulmasını hazmedememiş ve neredeyse Britanya imparatorluğu’na savaş ilan ediyordu. Limanda Türk Denizcileri ile İngiliz askerleri arasında uzun süren bir çatışma çıkar… Şehitlerimiz olur ancak İngiltere’nin de çok kaybı olur… Tüm İngiltere şaşkın bir haldedir… Türk Halkı üzgündür… Gemilerin yapımı için ödenen 7.5 milyon İngiliz lirası da geri ödenmemiştir !
Gemilerimize el koyan İngiltere, Osmanlı Devletince “Milli Düşman” olarak görülüyordu…
Bu şartlar altında, Osmanlı Devleti Almanların dostluk ellerini sıkmaktan başka çare bulamadılar…
1. Dünya Savaşında Türkler insan kaynağı yönünden çok zayiat vermiştir. Çanakkale, Allahüekber faciası, Arapların ihaneti yüz binlerce vatan evladının şehit olmasına neden olmuştur… Anadolu işgal altında… Osmanlı Hükümeti İngilizlerle işbirliği içinde… Şeyhülislam Mustafa Sabri efendi’nin Kuvay-i Milliye aleyhinde yayınladığı fetvalar… Ali Kemal gibi hain gazetecilerin Atatürk aleyhinde yazdığı yazılar… Ordu dağılmış… Yoksulluk… Moral yok…
Her türlü imkansızlıklar içinde başlatılan bir İstiklal Savaşı !
26 Ağustos 1922 tarihinde başlatılan Büyük Taarruz öncesinde, Milli Şairimiz Y. Kemal Beyatlı’nın “Dua” tarzında yazmış olduğu şu dörtlük Türk- İslam Aleminin o gün için ne durumda olduğunu göstermektedir.
“Şu Kopan Fırtına, Türk Ordusudur Yarabbi !
Senin Uğrunda Ölen Ordu Budur Yarabbi !
Ta ki Yükselsin Ezanlarla Müeyyed Namın
Galip Et, Çünkü Bu Son Ordusudur İslam’ın !”
Türk Ordusu, Türk Milletinin Bağımsızlık Yemini ve Garantisidir !
Türk Silahlı Kuvvetlerini, pasif hale getirmeye çalışan her türlü zihniyet İŞBİRLİKÇİDİR !
ALLAH ;
Vatan için Ter’ini ve Kan’ını Dökenden, Razı olsun…
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/3/2009 - KANSER BELİRTİLERİ
KANSER BELİRTİLERİ Tarama testleri karmaşıklık ve mahiyet açısından değişiklikler gösterir. En yaygın bir şekilde kullanılan testlerin çoğu yüksek risk altındaki kişilerde sık görülen kanser biçimlerini bulacak şekilde tasarlanmıştır. Kanser tarama testleri pratik olmalıdır. Yapılan test, kanseri, tamamen iyileşme şansının hâlâ yüksek olacağı şekilde erken belirlemelidir. Emniyet de önemli bir konudur. Test başlı başına tehlikeli bir sağlık riskini yaratmamalıdır. Bundan yirmi yıl önce meme kanserini belirlemek için kullanılan mamografı işlemi, gövdeyi oldukça yüksek radyasyona maruz bırakıyordu ve kanserin gelişmesinde başlı başına bir faktör oluyordu. Ancak bugün mamografi ile kadınlar yalnızca küçük miktarlarda radyasyona maruz kalmakta, böylelikle muayene daha emniyetle olmaktadır. Kanser için periyodik tarama testleri tüm kanser vakalarında ve çeşitlerinde aynı önleyici değere sahip değildir, örneğin akciğer kanserinde, özellikle eğer sigara içiyorsanız, ara sıra göğüs röntgeninin çekilmesi veya balgam tahlili, yaşamınızı sürdürme şansını belirgin bir şekilde artırmayacaktır. Erken dönemde test etme hâlâ önemli olmasına rağmen, akciğer kanserinde yaşama oranı hâlâ yüzde 15 in altındadır. Sonuç olarak, eğer sigara içiyorsanız veya evinizde veya işyerinizde kimyasal maddelere maruz kalıyorsanız, akciğer kanserinin taranması konusunda öğütlerini almak için doktorunuza başvurunuz. Ancak hastalığın belirtilerini gözlemekten daha önemli olan bir şey, potansiyel karsinojenlere (kansere neden olan maddelere) maruz kalmanızı azaltacak her şeyi denemektir. Sigarayı bırakmak böylesi stratejilerden biridir. Diğer kanserler yaşama oranı belirgin bir şekilde artacak kadar erken teşhis edilebilir. Aşağıda belirtilen kanser tarama testleri, Amerikan Kanser Derneği tarafından önerilen kanser önleme programının bir parçasıdır. Meme Kanseri Uyarıcı Belirtiler: Memede herhangi bir sertlik veya kitle, veya meme uçlarından gelen akıntı veya kan. Kanser Riski Faktörleri: Meme kanseri genellikle elli yaşın üzerinde olan kadınlarda; hiç çocuğu olmamış kadınlarda, ilk çocuklarını otuz yaşından sonra doğuran kadınlarda, hiç emzirmemiş olan kadınlarda, ideal ağırlıklarının yüzde 40 üzerinde olan kadınlar ile cinsel olgunluğa gecikmiş olarak gelen veya gecikmiş menapozu olan kadınlarda ve ailesinde (anne veya kızkardeşlerde) menapoz öncesi meme kanseri olayı olan kadınlarda ortaya çıkar. Check-up Kuralları: Her kadın ayda bir defa göğüslerini dikkatlice muayene etmelidir. Buna ek olarak yirmi ile kırk yaş arasında olan kadınların her üç yılda bir göğüslerini bir hekime muayene ettirmesi gerekir. Kırk yaşın üzerinde olan kadınların bu muayeneyi her yıl yaptırması gerekir. Eğer kırk yaşın altındaysa-nız, ailenin geçmişinde göğüs kanseri yoksa yüksek risk gruplarından birine girmiyorsunuz demektir ve mamografinin alınmasına gerek duyulmayabilir. Eğer kırk ile kırkdokuz yaşlan arasında iseniz, herhangi bir belirti veya kitle yoksa ve ailenizde göğüs kanseri geçiren biri yoksa yalnızca basit bir mammogram yaptırın. Elli yaşından sonra mammogramı her yıl yaptırın. Eğer ailenizde göğüs kanseri varsa, yaşınıza aldırmaksızın her yıl bir mammogram yaptırın. Testis Kanseri Uyarıcı Belirtilen Teslislerde herhangi bir kitle veya boyutlarında değişiklik. Kanser Riski Faktörleri: Yaşlı erkeklerden daha çok genç erkeklerde ortaya çıkar (kırk yaşından sonra fazla görülmez); normal yerine inmemiş testisler. Check-up Kuralları: ilk gençlik yıllarının son dönemlerinden başlayarak tüm yaştaki erkekler her ay teslislerini muayene etmelidirler. Kolorektal (Kalın Bağırsak ve Rektum) Kanser Uyarıcı Belirtilen Herhangi bir rektal (makattan gelen) kanama veya dışkılama alışkanlıklarında uzun dönemli değişiklik. Kanser Riski Faktörleri: Aile üyelerinden birinde geçmişte kolorektal polip (iyi huylu tü-moral oluşum) veya kolorektal kanser veya kronik ülserleşmiş kolit olması. Check-up Kuralları: Kırk yaşın üzerinde olan kadın ve erkeklerin her yıl dijital (parmakla) rektal muayeneden geçmesi gerekir. Bundan öte elli yaşın üzerinde olan erkek ve kadınların en azından iki yılda bir sigmoidoskopik muayeneden geçmesi (sigmoidoskop ile kolon içinin muayenesi) ve her yıl kan bulunup, bulunmadığının kontrolü için feces (dışkı) testini yaptırması gerekir. Akciğer Kanseri Uyarıcı işaretlen Rahatsız eden bir öksürük, öksürürken kan gelmesi ve akciğer iltihabı veya bronşit nöbetleri; göğüste ağrı. Kanser Riski Faktörleri: Çok sigara içmek ve özellikle astbest olmak üzere çevre kirletici maddelere maruz kalmak. Check-up Kuralları: Kırk yaşın üzerinde olan herkesin bir göğüs röntgeni çektirmesi gerekir. Bunu takip eden göğüs röntgenleri doktorunuzun kişisel kararına göre yapılacaktır. Servikal (Rahim Boynu) Kanser Uyarıcı Belirtiler: Anormal vajinal kanama. Kanser Riski Faktörleri: Genital (Cinsel) bölgelerde kabarcıklar oluşturan deri iltihaplan veya genital siğil enfeksiyonları-, ergenlik çağına geldikten kısa bir süre sonra cinsel ilişkiye girme veya çok fazla cinsel ilişki partnerinin olması. Check-up Kuralları: Onsekiz yaşına gelen kadınların veya seksüel olarak aktif olanların her yıl Pap testi yaptırması ve pelvik muayeneden geçmesi gerekir. Birbirini takip eden üç veya daha fazla normal sonuç veren yıllık muayenenin ardından doktorunuz Pap testinin daha az aralıklarla yapılmasına karar verebilir. Endometrium (Rahim iç zarı) Kanseri Uyarıcı Belirtiler: Anormal vajinal kanama. Kanser Riski Faktörleri: Geçmişte kısırlık olması veya yumurtlama olmaması; menapozun geç başlaması veya uzun süreli östrojen tedavisi, vücutta aşırı yağlanma; çok fazla sigara içmek. Check-up Kuralları: Menapoza geldikten sonra geçmişinde kısırlık, aşırı şişmanlık, yfmurtlayamama, anormal rahim kanaması veya östrojen tedavisi olan kadınların endo-metriyal biyopsi yaptırmaları gerekir. İdrar Yolu ve Mesane Kanseri Uyarıcı işaretler: idrarda kan; sırt ağrısı; kilo ve iştah kaybı, sürekli ateş; anemi (kansızlık). Kanser Riski faktörleri: Elli yaşın üzerinde olan erkeklerde-, çok fazla sigara içenlerde, geçmişte kronik idrar yolu enfeksiyonlarından rahatsız olanlarda daha fazla görülür. Check-up Kuralları: Komple fiziki muayeneniz sırasında yapılan rutin idrar tahlilleri idrarınızda kan olup olmadığını (hemıtüri) gösterecektir. Eğer hematüri bulunursa, doktorunuz anormal bir doku da bulursa, biyopsi de dahil olmak üzere sistoskopik bir muayene yapabilir. Doktorunuz bir böbrek filmi de isteyebilir. Ağız Kanseri Uyarıcı işaretler: Ağzınızın renginde herhangi bir değişiklik veya ağzınızda iyileşmeyen herhangi bir yara. Kanser Riski Faktörleri: Genellikle kırkbeş yaşın üstünde erkeklerde, çok fazla sigara içenlerde ve özellikle çok fazla alkol kullanımı ile birlikte dumansız tütün kullananlarda (tütün çiğneyenlerde) daha fazla görülür. Check-up Kuralları: Eğer iyileşmeyen bir yara varsa doktorunuza veya diş hekiminize başvurun. Gırtlak Kanseri Uyarıcı Belirtiler: Boğuk seslilik. Kanser Riski Faktörleri: Çok fazla sigara içmek, eğer fazla miktarda alkol kullanımı ile birlikte oluyorsa. Check-up Kuralları: Konuşma özelliğinizde herhangi bir değişiklik olması durumunda bir boğaz uzmanı tarafından yapılan muayene veya eğer çok fazla sigara içiyorsanız yıllık muayene. Prostat Kanseri Uyarıcı Belirtilen idrara çıkmada zorluk; sırtın alt kısmında sürekli bir ağrı, pelvis veya kasıkların üst kısmında sürekli ağri; idrarda kan. Kanser Riski Faktörleri-. Yetmiş yaşın üzerinde olan erkeklerde daha fazla görülür. Check-up Kuralları: Eğer kırk yaşın üzerinde iseniz, periyodik tıbbi muayeneniz sırasında bir dijital (parmakla) rektal muayeneden de geçmeniz gerekir. Cilt Kanseri Uyarıcı Belirtilen Düzensiz sınırları olan küçük bir lezyon (yara, bere) ve vücutta veya kol ve bacaklarda kırmızı, beyaz, mavi veya mavi-siyah lekeler; cildin herhangi bir yerinde rengi inci beyazından siyaha kadar değişen yumru veya lezyonlar; avuç içi, ayak tabanı, el ve ayak parmaklarının uç kısımlarında koyu renkli lezyonlar; güneşe maruz kalmış cilt üzerinde daha koyu renkli beneklerle birlikte geniş kah-verengimsi lekeler; cildin herhangi bir yerinde kırmızımsı mor lekeler; ayak parmakları veya bacakta mor-kahverengi veya koyu mavi no-düller; yüz, kulak veya boyunda inci gibi veya mumlu gibi yumru veya şişler-, göğüs veya sırtta düz, ten rengi veya kahverengi yara izine benzer lezyonlar; yüz, kulaklar, boyun, eller veya kollarda pullu veya kabukla kaplı yüzeyi olan düz lezyon veya kırmızı nodul; herhangi bir bende görülen değişiklik veya iyileşmeyen bir yara. Kanser Riski Faktörleri: Kadın ve erkeklerde kızıl saç, açık cilt rengi veya gözlerin mavi olması; çocuklukta ciddi güneş yanığı olması; ailenin geçmişinde doğum lekeleri veya benler (displastik nevüs doğumda mevcut ben oluşumu sendromu.) Check-up Kuralları: Eğer yukarıda sıralanan uyarıcı belirtilere sahip herhangi bir cilt lezyo-nunuz varsa doktorunuza danışınız.
Alıntıdır...
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|